Çankırı Yapraklı Subaşı Köyü zeyveli zeyveliler subaşı bayır zeyve kırzeyve kırzeyve köyü
Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Mustafa Şentürk Mustafa Şentürk

130 Hit
Gönderim Tarihi : 04.06.2010

MEKKE’NiN FETHi

-2. Bölüm-

Fetih İçin Hazırlıkların Başlaması;

    Ebu Süfyan Mekke’ye gider gitmez, Efendimiz (sav) Hz Aişe (ranha) annemize sefer hazırlığı yapmasını ve bunu herkesten gizli tutmasını emretti. (Ebu Yusuf, Kitâbu'l-haraç, s. 212. Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 796 ) Hz Aişe (ranha) hazırlıklarla meşgul iken Hz Ebubekir (ra) bu duruma vakıf oldu. Efendimiz (sav) in yanına giden Hz Ebubekir (ra) nereye sefer edeceklerini sordu. Efendimiz (sav) in Mekke üzerine sefer hazırlığının yapılmasını istediğini duyunca, “Hudeybiye’de yapılan antlaşma ne olacak” diye sordu. Efendimiz (sav) de “Mekkelilerin Huzaalara yaptıklarını duymadın mı Ya Ebubekir, antlaşmayı onlar bozdu” karşılığını verdi. (Ebu Yusuf, Kitâbu'l-haraç, s. 213 Beyhaki, Sünen, c. 9, s. 234 ) Ashab-ı Kiram önceleri nereye sefer edeceklerini net olarak bilmiyorlardı. Efendimiz (sav) başlangıçta sefer edilecek yeri gizli tutmayı uygun görmüşlerdi. Daha sonra kendilerine Mekke üzerine sefer edileceği bildirildi. (İbn Sa'd, Tabakâtü'l-Kübra, c. 2, s. 134 İbn Kayyım, Zâdu'l-mead, c. 2, s. 180 ) Allah Rasulü (sav) Efendimiz Mekke üzerine çıkacağı seferden bir mektup ya da haberci tarafından Mekkelilere ulaştırılmasını istemediği için, Mekke’ye giden tüm yol ve geçitlere bekçiler koydu. Hz Ömer (ra) i de bekçilere denetlemeci olarak tayin etti. (İbn Sa'd, Tabakâtü'l-Kübra, c. 2, s. 134 )

Büyük Ordunun Medine’de Toplanması;

   Arap yarım adasının diğer bölgelerindeki Müslüman kabilelere elçiler gönderilip, Efendimiz (sav) in “Ramazan ayında Medine’de olun” emri iletildi. Kısa sürede Medine’de 10.000 Sahabe-i Kiram sefer için toplandı. (Buhari, Sahih, c. 5, s. 90 ) İbn Hacer Fethu’l Bari isimli eserinde ordunun 10.000 kişiye ilaveten 2.000 kişinin de yolda katılmasıyla toplam 12.000 kişi olduğunu kayd altına almıştır. ( İbn Hacer, Fethu'l-Bari c.8,s.3 ) Efendimiz (sav) yerine İmamlıkta Abdullah b. Ümmi Mektum (ra), idari işlerde de Ebu Rühm Külsûm b. Husayn'ı vekil bıraktı. (M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 6/330-336) Ebu İnabe kuyusun yanında toplanıldı ve ordugâh kuruldu. (Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 799, 800 ) Ensar ile Muhacir’den sefere katılmayan yoktu. Muhacirler üç yüzü atlı yedi yüz, Ensar ise beş yüzü atlı dört bin kişi idi. (Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 800, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 3, s. 13)

Efendimiz (sav) Önderliğindeki Ordunun Mekke’ye Doğru Yola Çıkması;

  Hicri sekizinci yıl, Ramazan ayında Efendimiz (sav) ve Ashab-ı Kiram oruçlu oldukları halde Mekke üzerine yola çıktılar. (Heysemî, Mecmau'-z zevâid, c. 6, s. 165 Beyhaki, Delâilü'n-nübüvve, c. 5, s. 21, 22 )  Efendimiz (sav) Zübeyir b. Avam (ra) ı 200 kişilik bir müfreze ile öncü kuvvet olarak ileri gönderdi. (İbn Sa'd, Tabakâtü'l-Kübra, c. 2, s. 135) Peygamber (sav) Efendimiz ve Ashab oruçlu oldukları halde Kudeyd denilen mevkie geldiler. Efendimiz (sav) ikindi namazını kıldıktan sonra, herkesin göreceği şekilde bir bardak su ya da süt içerek orucunu açtı. Ashapta Efendimiz (sav) le birlikte oruçlarını açtılar. (Buhari, c. 5, s. 90, Müslim, c. 2, s. 785, Ebu Dâvud, Sünen, c. 2, s. 316 ) Efendimiz (sav) in önderliğinde ki İslam ordusu yatsı vaktinde Merruz-zahran denilen yerde konakladı. Orada Mekke eşrafından Attâb b. Esîd, Cübeyr b. Mut'im, Hakîm b. Hizam, Süheyl b. Amr müslüman olmak istediklerini ilettiler. ( Kenzü'l-ummâl, c. 11, s. 359 )Onların İslamı seçmelerinden sonra Efendimiz (sav) 100.000 kişilik orduya Mekke’nin yamaçlarına ayrı yerlerde ateş yakmalarını emretti. (M. Asım Köksal, İslam Tarihi 6/358 ) Ordu Merruz-zahran mevkiinde konaklamaya devam ederken Mekkeliler Ebu Süfyan b. Harb ile Hâkim b. Hizam’ı haberci ve teftişçi olarak Müslümanların bulundukları yere gönderdiler. Ebu Süfyan ve Hâkim orada gördüklerinin de etkisiyle İslamı kabul edip müslüman oldu. Efendimiz (sav) de Ebu Süfyan’ın evine sığınanların emanda olduğunu buyurarak, onun gönlünü mesrur eyledi. (Zührî, Megâzî, s. 89)

Müşriklerden Bazılarının Silahlı Birlikler Oluşturmaları,

    İslam ordusu Zi Tuva mevkiine gelince duraklayıp, Efendimiz (sav) etrafını çevrelediler. (Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 824 ) Durumdan haberdar olan müşriklerde başta Salvan b. Ümeyye ve İkrime b. Ebu Cehil olmak üzere halktan da bazıları silahlanıp, Müslümanları Mekke’ye sokmayacakları üzere birlik oluşturup, Hamdeme denilen yerde siper aldılar. ( Taberî, Târih, c. 3, s. 118 ) 

Efendimiz (sav) in Orduyu Düzene Koymaları; 

    Bu durumu haber alan Efendimiz (sav) orduyu savaş düzenine koydu. Dört kola ayrılan İslam ordusunun sağ kol komutanlığına Zübeyir b. Avam (ra) getirildi ve kendisine Mekke’ye Kuda mevkiinden girmesi emredildi. Sol kol kumandanlığına görevlendirilen Halid b. Velid (ra) e ise Mekke’ye Ellit’ten girmesi, sancağı da evlere yakın bir yere dikmesi emretti. Bunların yanında Ebu Ubeyde b. Cerrah (ra) zırhlılara komutan oldu. Görev yeri olarak ta Mekke vadisinin ortasını tutmaları emredildi.  ( İbn Sa'd, Tabakâtü'l-Kübra, c.2, s. 136 )

Peygamber (sav) Efendimiz orduya Mekke’ye girme emrini verdikleri sırada kendileriyle çarpışılmadığı müddetçe kimseyle çarpışmamalarını emretti. Çünkü Allah Rasulü (sav) Mekke’yi kan dökmeden almak istiyordu. (İbn Esîr, Kâmil, c.2, s. 247 )

Kan dökülmesini istememesine rağmen Efendimiz Ashabına aralarında İkrime b. Ebu Cehil, Abdullah b. Sa'd b. Ebi Şerh, Huveyris b. Nükayz, Hind binti Utbe b. Rebia, Safvan b. Ümeyye, Vahşî b. Harb ve Haris b. Tulaytıla gibi azılı İslam düşmanlarının da bulunduğu yaklaşık on beş kadar kişiyi Kâbe’nin örtüsüne sığınmış olduklarını dahi görseler öldürülmelerini emretti. (İbn Kayyım, Zâdu'l-mead, c. 2, s. 1 85, İbn Hacer, Fethu'l-Bari c. 8, s. 10 ) Efendimiz (sav) kan dökülmesini istemediğinden yeni müslüman olmuş ama bunun yanında Mekke’de büyük nüfuz sahibi olan Ebu Süfyan’ı Mekkelileri uyarması için görevlendirdi. (Taberî, Tarih c. 3, s. 117 ) Hz Abbas (ra) da Mekkelileri uyarmak için Efendimizden müsaade alıp önden Mekke’ye girdi. (Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 171)

İslam Ordusunun Bölük Bölük Mekke’ye Girmesi;

   Efendimiz (sav) emrettiği üzere Zübeyir b. Avam (ra) süvarileriyle beraber Hacun’a kadar ilerledi. Karşılarında engel olmadığı için çarpışmadan sancağı emredildikleri yere diktiler. (İbn Kayyım, Zâdu'l-mead, c. 2, s. 1 83 )  Ama diğer süvari birliği olan Halid b. Velid (ra) Zübeyir b. Avam (ra) kadar rahat ilerleyemedi. Salvan b. Ümeyye ve İkrime b. Ebu Cehil oluşturduğu kuvvet Halid b. Velid (ra) komutasındaki birlikle çarpışmaya başladı. Kısa sürede bozguna uğrayan müşrik kuvvetler arkalarında yaklaşık yirmi beş kadar ceset bırakarak kaçtılar. (Beyhaki, Delâilü'n-nübüvve, c. 5, s. 44 )

Cihan Sultanı (sav) nın Mekke’ye Girmesi,

   Peygamber (sav) Hicretin 8. yılında Ramazan ayının on üçüncü ve Cuma günü, başına Sarığının bir ucunu, iki omzunun arasından, arkasına sarkıttığı, siyah bir sarık sardı. Zî Tuba mevkiinden hareket edip Ezahir yolundan Mekke'nin üst tarafına doğru ilerledi. Peygamber (sav) Efendimizin o gün beyaz sancağı taşınıyordu. Devesinin üzerinde tevazulu bir şekilde Mekke’ye girerken Fetih Suresini yüksek sesle okuyordu. Mekke Feth olunduktan sonra Efendimiz (sav) Kâbe’ye ve Ebu Süfyan’ın evine sığınanların, elindeki silahı bırakanların ve kendi evine girip, kapısını kapatanların emanda olduklarını Mekke sokaklarında ilan ettirdi. ( Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 839 )

      Daha sonra Efendimiz (sav) Usame b. Zeyd (ra) i devenin terkesine alarak, Hz Ebubekir (ra) da yularından tutar halde Kâbe’ye geldiler. Kendisi devenin üzerinde olduğu halde tavaf yaptılar.  Ardından Makam-ı İbrahim’de iki rekât namaz kılıp, zemzem kuyusuna yöneldi. Hz Abbas (ra) ın çektiği kovadan zemzem içti. ( Umdetu'l-kari, c. 9, s. 276, İbn Ha cer, Fethu'l-bari c. 3, s. 393 ) Mescid-i Haram’de bir köşeye oturan Efendimiz (sav) Bilal-i Habeşi (ra) yi Kâbe’nin anahtarının taşıyıcısı ve muhafızı olan Osman b. Talha’ya gönderdi. Anahtarların gelmesiyle Kâbe’nin içerisine giren Peygamber (sav) Efendimiz içerideki üç yüz atmış adet putu “Hak geldi, Batıl zail oldu” ayetini okuyarak asasıyla yere yıktı. (Buhari, Sahih, c. 5, s. 92, 93, İbn Hişam, c.4,s. 59, İbn Sa'd, Tabakât, c.2,s. 136, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 176) Öğle vakti olmuştu. Efendimiz (sav) Hz Bilal-i Habeşi (ra) e Kâbe’nin damına çıkıp Ezan okumasını emretti. Hz Bilal (ra) de olanca kuvvetiyle bir zamanların şirk ocağı olan Mekke’yi adeta inletircesine Ezan-ı Muhammediye’yi okudu. (Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 846 )   Namazın bitiminde Kâbe’nin etrafındaki bütün putların toplanmasını, yakılacakların yakılıp, yıkılacakların yıkılmasını ashaba emretti. (Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 121) 

Muzaffer Kumandanın Sirke ile Ekmek Kırıntıları Yemesi;

   Putların yakım ve yıkımı esnasında Efendimiz (sav) in saçı sakalı toz içinde kalmıştı. Amcası Ebu Talib’in kızı Ümmü Hani (ranha) nin evinde, Hz Fatıma (ranha) annemizin getirdiği örtüyü siper yaparak yıkandı. Sonrasında sekiz rekât Fetih namazı kıldı. Ev sahibesi Ümmü Hani (ranha) ya yiyecek bir şeyler var mı diye ordu. Muzaffer bir komutan olarak girdiği, sıradan bir evde, ekmek kırıntıları ile sirke yedi. Sirke bulunan evin fakir olmadığını ve sirkenin ne güzel katık olduğunu Ümmü Han (ranha) nin evinde ifade buyurduktan sonra evden çıktı. (Taberani M u'cem us-sagir, c. 2, s. 67,68 )

Tekrardan Kâbe’ye gelen Allah Rasulü (sav) İslamın inanç esaslarını, Mekke ve Kâbe’nin haramlığını ifade eden veciz bir hutbe okudu. (M. Asım Köksal, İslam Tarihi,  6/424-427 ) Safa tepesinden Mekkelilerden Allah’a ve Rasulüne itaat konusunda biat aldı. (İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 252 )

Sonuç;

Başlangıçta da ifade ettiğimiz gibi Mekke’nin Fethi İslam Tarihi açısından son derece mühim bir hadisedir. Başta Efendimiz (sav) olmak üzere bütün Sahabe-i Kiram’ın evlerini, bütün mallarını geride bırakarak terk ettikleri Mekke’ye Muzaffer aynı zamanda da mütevazı bir ordu olarak girmeleri bugünün müslümanına, bugünün insanına hiçte küçümsenmeyecek, üstelik onlardan başka kimselerinde yapamayacağı büyük ve emsalsiz bir olaydır.

Müslümanlar olarak bizlere düşen, yaşantılarıyla insanlığa en güzel örnekliği sunmuş olan bu muhterem insanların yolundan gitmek, her daim onlara tabi olmak olmalıdır. Değilse teknik ve maddi imkân olarak üstün olmamız, gelişmiş olmamız o eşsiz insanların hayatlarına hayatlarımızı benzetemediğimizde Hak katında itibarlı olmayacaktır.

  Çünkü kabul edilmelidir ki; Mekkeleri, şehirleri fethedebilmenin anahtarı kalpleri fethedebilmek, kalpleri fethedebilmenin anahtarı ise kişinin kendisini fethedebilmesine bağlıdır.

Kendimizi, kendi kalbimizi, diğer kalpleri ve bütün Mekkeleri, şehirleri Fethedebilmemiz duasıyla…

   

Mustafa SENTÜRK

 

CEVAP GÖNDERİM FORMUCEVAP GÖNDERİM FORMU
Mesajınız* :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi1 :0,0078


Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in