Çankırı Yapraklı Subaşı Köyü zeyveli zeyveliler subaşı bayır zeyve kırzeyve kırzeyve köyü
Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Mustafa Şentürk Mustafa Şentürk

120 Hit
Gönderim Tarihi : 04.06.2010

Farklı bir açıdan GAZZE

Gazze… Küçük bir yerleşim birimi… Boydan boya kırk, enine on kilometre… Yani boydan geçerseniz en fazla yarım saat, enine geçerseniz beş on dakika…

Gazze… Etrafı tamamen çevrili küçücük bir yerleşim yeri…

Gazze… İçeriye hiçbir şeyin girmesine izin verilmeyen, bu hususta İsrail ve çevre ülkelerin özellikle Mısır’ın (?) Refah sınır kapısında çok sıkı tutum izlediği açık hava cezaevi…

Gazze… Son seksen yılı hüzün ihtiras ihanet ve gözyaşı ile geçiren acı ve hüznün kendini en fazla gösterdiği şehir…

Gazze… Çaresizliğin sokaklarda kol gezdiği insanların umutla gülecekleri ve rahat edecekleri günleri bekledikleri yer…

Gazze… Son yıllarda dünyanın hemen her bölgesinde bulunan Müslümanların zalime ve zulme kıyam etmesinin adı olan bir kent…

Gazze… Ümmetin birliği, emperyalistlerin öğrenilmesi ve Hakkın hâkimiyetinin tekrar hüküm sürmesinin gerekliliği için bir okul…

Ve Gazze… “Bir binanın tuğlaları” gibi olan ümmetin bu inanç ve ideali elde edebilmesi adına kolektif bir şuur, birleştirici bir zemin, kenetleyici bir unsur ve Peygamberi bir gönülden süzülen ümmetsel bir birliktelik.

Gazze’ye, Gazzelilere ve Gazze’de ki hayata dair…

   İslam Dünyasında Eğitim ve öğretime en fazla önem veren toplumlardan birisi de hiç şüphesiz Filistinlilerdir. Onlar için eğitim hayatın vazgeçilmezi… Okul binaları ve Camiler şehirlerin en güzel binaları. Şehirlerin mimari dokularıyla kıyaslandığında ne Amerika’da ne Avrupa’da ve ne de bizde böyle güzel ve estetik okul, Mescid binaları yok. Binaların dış görüntüsü kadar içerileri de çok güzel. Her okul kapasitesi kadar öğrenciyle dolu. Örneğin sadece İslam ve Teknoloji Üniversitelerinde toplam 27.500 öğrenci var. Öğrencilerin hepsi okuyor, hepsi biliyor, hepsi bilinçli, hepsi direniyor. İnsanlar bilhassa da gençler ortam kızıştığında şahadeti öne geçiriyor, rahatladığında ilim adamı oluyorlar. Gazze’de herkes iki farklı hayat yaşıyorlar. Birincisi kendi ideal hedef ve düşüncelerinin olduğu ferdi hayatları, diğeri ise özelde Filistin için Gazze ve Mescid-i Aksa için genelde ise ümmet-i Muhammed için yaşadıkları kolektif hayat.

    Gazze’de her yaştan insan uluslar arası ilişkiler uzmanı gibi emperyalistleri bölge güçlerini, liderlerini ve halklarının tavırlarını çok iyi biliyorlar. Çocuklar çok erken büyüyor Gazze’de. 7-8 yaşlarında ki çocuklar bile 15-16 yaşlarındaymış gibi olgun konuşuyor. Çocuklar ve gençler her gün tepelerinde patlayan bombaların gürültüsüyle direnişe çabuk adapte oluyorlar. İnsanlar savaşın acımasızlığına rağmen fedakârlığı en ince nüansına kadar öğrenmişler. Ekmeği suyu paylaşmanın gerekli olduğunu biliyorlar. Gazze’de insanlar inanılmaz bir tevekkülün içerisindeler. Orada halk her çocuğu kendi çocukları gibi seviyor ve ilgileniyorlar. Her birisine bir gün Filistin için şehit olacaklar gözüyle bakıyorlar. Gazze’de evlenenlerin ortak bir temennisi var “ Şu kadar çocuk doğuracağız Hepsi Filistin’e feda olsunlar”.

   Halkın hepsi memleket sevdalısı onlar savaşın en şiddetli olduğu zamanlarda dahi doğdukları toprakları terk etmeyecek kadar inançlı ve mücahid. Kadın ve erkeğiyle hepsi Hak adına özgürlük savaşçısı. Kadın erkek hepside “öleceksek hep birlikte ölelim” diyorlar. Erkekler “Şehid olacağım bari ailemi dışarı çıkartayım onlar kurtulsun” diye düşünmüyorlar. Çünkü Filistin’de her aile hazır Şehid olmaya. Herkes kendisini şahadete kodlamış. İsrail ve ABD’nin asıl istediği Filistin’in insansızlaştırılması diyorlar ve terk etmiyorlar Filistin topraklarını hem de onca sıkıntı ve zorluğa rağmen. “Ne olursa olsun Gazze’de kalacağız” diyorlar. Çocuklar… Çocuklarda “biz şehitlik için hazırız” diyorlar. 

    Gazze’de şahadet güzellik ve yokluk var. Gazze ve Gazzeliler çok güzel sokaklarda şahadetin buram buram kokusu hissediliyor... Yarınlar için hazırlanan yürüyen şehidlerin memleketi Gazze… Onlar Mescid-i Aksa’yı hâsılı ümmetin onurunu koruduklarının farkındalar. Çocuklarını Şehid olarak yetiştiriyorlar. Şahadet onlar için sanki yan komşuya gitmek gibi bir şey… Gönüller mutmain, yürekler huzura ve sükûnete ermiş ağlama var ama Allah’a isyan asla yok… O sıkıntılarına rağmen ümmet adına Mescid-i Aksa’yı koruduklarını biliyorlar. Kulluktan asla ama asla taviz vermiyorlar Kavga gürültü yok Gazze’de… Dünyevi tartışmalar menfaatler ihtiraslar kıskançlıklar yok…  Üzerlerine yağan tonlarca ağırlığındaki bombalar umurlarında değil insanların… Bu yapılanlara biraz öfkeliler tabi ama “Ne olursa olsun sabredeceğiz” diyorlar. Çünkü Hakta ve sabırda felahın olduğunu biliyorlar. Bebekler çok ağlıyor… Uyku yok bebeklere… Gözler uykuya hasret, kulaklar bomba sesleriyle irkildikçe… Uyku yok… Uykunun yokluğu kadar çaresizlik masumiyet ve birliktelik var beklide, her tarafta duvarlar var, engeller var sınır kapıları kapalı…

Gazze’de umut var, zafere inanan yürekler var. İnsanlar dine yardım etmenin uhrevi mükâfatına vakıf olmuş ve asıl kazancında o olduğunun bilincinde hareket edip tavır alıyorlar.  ( İHH Başkanı Bülent Yıldırım ile söyleşi www.vakit.com.tr 24 Şubat 2009 Salı )

Gazze için ayağa kalkan ümmete dair…

   Gazze’de cereyan eden hadiseler sonucu bilinçli Müslümanlar ayağa kalktı. Boykotlar, protesto yürüyüşleri, yazılı ve görsel basının olayları yakından takip etmesi, insanlığın maddi ve manevi birleşişi vb… Bu ayağa kalkış birilerinin hoşuna gittiği gibi çok doğaldır ki birilerinin de hoşuna gitmedi. Bu meyanda hassasiyeti olmayan ya da masum insanların suçsuz yere öldürülmeleri kendisi için hiçbir anlam ifade etmeyen insanları bu konuda anlayabiliriz belki. Ama ya bizim gibi olanlar… Müslümanım diyenler… Onlara ne demeli…?

   Daha öz ve gerçek ifadelerle anlatmak ve de izah etmek gerekirse olayın aslı şu… Gazze ve oradaki müslümanlar için kıyama kalkan bizler Gazze halkına yapılan haksızlığa karşı çıktık. Bu halk Müslüman olmasaydı bile bizim müslümanlar olarak bu duyarlılığı göstermemiz gerekirdi. Kaldı ki Gazze halkı Müslüman ve dahası onlar Filistin’de ilk kıblemiz ve yeryüzünde adına yolculuk yapılabilecek üç mescitten biri olan Mescid-i Aksa’nın bekçiliğini yapıyorlardı. İsra hadisesinin gerçekleştiği kutsal mekânın bekçileriydi onlar… Onlar Gazze düşmesin diye ölüyorlar… Ve Eğer Gazze düşerse artık tartışacağımız yer Kudüs olacaktı ve bunun bir adım sonrası da Arz-ı Mev’ud toprakları olarak Anadolu coğrafyası…

   Müslüman Türkler olarak biz Filistin davası uğruna bir imparatorluk kaybetmiştik. Onun içindir ki Gazze bizim için bir insanlık bir tarih ve bir gelecek davasıdır. Çünkü biz geçmişte ötekilerin Arapların ya da Filistinlilerin davası olarak görmedik gelecekte de görmeyeceğiz Gazze’yi. Biz kendi öz meselemiz olarak gördük sahip çıktık ve onun için bu kadar ilgi gösterdik yakından takip ettik.

Ve zaten bizim insani ve İslami kimliğimiz haksızlık kimden gelirse gelsin ve kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana zalime karşı durma erdemine işaret etmiyor muydu?

Biz kimsenin doğduğu ana babası derisinin rengi ve yaşadığı memleket yüzünden haksızlığa uğramaması gerektiği hakikatini haykırmadık mı? Tarihin her döneminde hem de en gür sesimizle.

Ya da biz Hz Ali (kv) zamanında Mekke’de doğup cehenneme gitmenin mümkün olabileceği gibi Stalin zamanında Rusya’da doğup cennete gitmenin de mümkün olabileceğini haykırıp inanmadık mı? Ve ya bizim inanç dünyamızda Firavunun sarayında yetişip Musa (as) olmak ya da Nuh’un ocağında doğup gemiye binmemekte yok mu? 

Bizler hırsızlık yapanın Hz Fatıma (ra) olsa dahi ellerini kesecek imanı ve tevekkülü gösterecek Nebi (sav) nin ümmetleri değil miydik? Ama bütün bunların yanında doğruyu ve Hakkı söyleyenin şeytan olduğunda dahi onu onaylayıp tasdikleyecek cesaret ve şecaati bizlerin göstermesi gerekmez miydi?

    İşte bunlardan dolayıdır ki yaşanan olaylara mezhepsel ya da etnik açılardan bakmak birçok insanın yanıldığı nokta. Onun için diyoruz ki Gazze Müslümanlar için bir okul oldu. Gazze bizim için geçmişi ve geleceği insanlığımızı ve Müslümanlığımızı yaptıklarımızı ya da yapamadıklarımızı gördüklerimizi duyduklarımızı sorguladığımız bir okul… Bu okulda bizler kendimizi cihadı şahadeti ölümü ve hayatı yeniden sorgulama fırsatları bulduk. Ümmetin bir türlü sağlayamadığı birliğini konuştuk bombaların altındaki Gazze’de Ve bizler insani ve İslami evrensel sorumluluklarımızı bu okulun öğreti olarak tekrar tekrar sorguladık…

 Gazze bizim için Gazze’de başlayıp biten bir konu değil, olmamalı. Madem bizler Âlemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz, madem Allah bizim elimizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek istiyor, madem yeryüzünün bütün açları ümmetinin yetimleridir, madem bir kavme düşmanlığımızın bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemesi gerekiyor, madem bizler ölüme ve ölümden sonra ki hayata can-u gönülden inanıyoruz, madem bizler İslamın sevgi barış ve hoşgörü dini olduğunu Peygamberi yöntem ve tavır ile tüm insanlığa ve tüm dünyaya göstermeliyiz o zaman bizlerin Gazze’den yola çıkarak evrensel sorumluluklarımızı kuşanmamız gerekiyor. Yani Gazze’ye takılıp orada kalmamak ama onu da unutmamak. Gazze’de masum ve mazlum Müslümanlara yapılanlara sadece “ah” “vah” deyip geçiştirmemek ama onların yaralarını sarma adına girişimlerde bulunmak. Gazze bizim için bu anlamda cennet nimetini, kazanacağımız bir mücadele. Peygamber (sav) in şefaatini elde edeceğimiz bir cihad Allah’ın rızasına ulaşabileceğimiz bir kutlu yolculuk… ( Abdurrahman Dilipak Anadolu’da Vakit sayfa 11 23 Şubat 2009 Pazartesi )

      Ve biz bütün samimiyetimizle inanıyoruz ki herkes bu dünyada yaptığı, yapması gerekirken yapmadığı, söylediği ve söylemesi gerekirken söylemediği her sözün hareketin olayın ve olgunun yarın Ruz-i Mahşer’de mutlaka hesabını verecek. Ve insanlar bu dünyada yaptıkları ve yapmadıkları ile ya kendi cennetlerini inşa etmeleri açısından sırtlarında tuğla ya da kendi cehennemlerini mamur edecek odun taşıyacaklar.

İşte onun için zalimin amansız bir şekilde zulmünün devam ettiği o günlerde ve bugün bizler müslümanlar olarak hepimiz Gazzeliydik. Gazeliler onun için mecazi anlamda Çeçen, Çeçenler, Çerkezler, Araplar, Gürcüler, bizler onun için Kürt, Kürtler onun için Türktü.

   Çünkü biz hepimiz insanız, kardeşiz, hepimiz Âdem (as) in çocuklarıyız ve Âdem (as) ise topraktandır!  

 

 

+

Mustafa ŞENTÜRK

sntrkmstf@hotmail.com

CEVAP GÖNDERİM FORMUCEVAP GÖNDERİM FORMU
Mesajınız* :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi1 :0,0078


Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in